













7 Harfli kelimeler: Türkiye, Atatürk, Osmanlı, Mevlana, Mevlevi, Marmara, Topkapı.......
Atatürk'ün söylemiş olduğu en bilinen özdeyişlerinden biri,
YURTTA SULH, CIHANDA SULH
sözleridir.
Bu sözler Atamızdan bize miras kalarak ülke stratejimizi belirleyen sözlerdir.
Tabii ki bu sözler, Doğunun batıyla, Hıristiyan dünyasının Müslüman dünyasıyla, Asya’nın Avrupa’yla buluştuğu yer olan Türkiye'den, ulusun Lideri tarafından söylenmiş ve aslında dünyadaki her millet tarafından da öğrenilmesi gereken çok önemli sözlerdir. Özellikle ülkemizin 2010 kültür başkenti seçildiği ve Avrupa müzakerelerinde de yer aldığı ama farklı ideolojilerin çatışmasının hala sürdüğü günümüzde. Ulu önderimizin sözlerinden de açıkça anlaşılan şu ki; ülkemiz ve Atatürk bu tarz bir ideolojik çatışmayla o zamanlar da karşı karşıya kalmış.
Ülkemizde her yıl 10 Kasım'da saat 09.05'de herkes ve her şey susar, O büyük önderin ve ileri görüşlülüğü sonsuz insanın ebediyete gidişinin üzüntüsünü hala o günkü gibi gözyaşlarına boğularak yaşar.
Ned Pamphilon birçok Atatürk portresi çalıştı. Bunların ilki 1997 yılında tamamlandı.
2001 yılının başında, 3.5m x 2m boyutlarındaki Ataturk Smiles (Atatürk Gülüyor) adlı portre Lütfi Kırdar Fuar ve Kongre Merkezinin girişini süsledi. Atatürk'ün böyle gülen bir portresi alışılmışın dışında... Lütfi Kırdar'da bulunan bu portre, muhtemelen ülkemizdeki en büyük boyutlardaki orijinal çalışılmış Atatürk portresi. Bir Türk ressamı da İngiltere'nin Londra şehrindeki Royal Festival Hall için böyle büyük bir Churchill portresi yapmıştı. Ned Pamphilon Mayadrom Spor Merkezindeki Ataturk’s Eyes (Atatürk'ün Gözleri) adlı tablosunu da 2001 yılının sonlarına doğru tamamladı. Aynı tablonun diğer bir versiyonunu da başka bir özel kolleksiyoncu için yaptı ve şimdi hala NPP tarafından bu tablonun fotoğraflarından t-shirtler, kartpostallar, poster ve reprodüksiyonlar üretiliyor ve özel anma günlerinde imaj halka açık yerlerde gösteriliyor.
"Hürriyet, insanın, düşündüğünü ve dilediğini mutlak olarak yapabilmesidir. 1930 Bu tarif, hürriyet kelimesinin en geniş mânasıdır. İnsanlar, bu mânada hürriyete, hiçbir zaman sahip olamamışlardır ve olamazlar. Çünkü malûmdur ki insan, tabiatın mahlûkudur. Tabiatın kendisi dahi, mutlak hür değildir; kâinatın kanunlarına tabidir. Bu sebeple, insan ilk önce, tabiat içinde, tabiatın kanunlarına, şartlarına, sebeplerine, âmillerine bağlıdır. Meselâ, dünyaya gelmek veya gelmemek insanın elinde olmamıştır ve değildir. İnsan, dünyaya geldikten sonra da, daha ilk anda, tabiatın ve birçok mahlûkların zebunudur. Himaye edilmeye, beslenmeye, bakılmaya, büyütülmeye muhtaçtır. "Atatürk, 1930
“Türkiye Cumhuriyeti’nde herkes Allah’a istediği gibi ibadet eder. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dini yoktur. Hiç kimseye dini fikirlerinden dolayı bir şey yapılmaz. Türkiye’de, bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilmez. Devlet idaresinde bütün kanunlar, nizamlar bilimin çağdaş medeniyete sağladığı esas ve şekillere, dünya ihtiyaçlarına göre yapılır ve uygulanır. Din anlayışı vicdani olduğundan, Cumhuriyet, din fikirlerini devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı milletimizin çağdaş ilerlemesinde başlıca başarı etkeni görür. Türk ulusunun başarısı iki noktaya bağlıdır. Birincisi muasır medeniyetler seviyesine çıkmak, ikincisi din işlerini devlet işlerinden ve siyasetten ayırmak”. Mustafa Kemal Atatürk
“Türk devleti laiktir. Her yetişkin dinini seçmekte serbesttir. ” Atatürk, 1929
"Biz, Batı medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz." Atatürk, 1930
"Din, bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamağa çalışıyor; kaste ve fiile dayanan taassupkâr hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz." Atatürk, 1922
“Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasî bir fikre malik olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetlerine maliktir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hâkim olunamaz.” Atatürk, 1930
"Bizim dinimiz en makul ve en tabii dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki, son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa tetabuk etmesi lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen mutabıktır."Atatürk, 1923
“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Atatürk, 1923
“Yıllarca Mustafa'mı kaybedeceğime dair korkuyla yaşadım. O'nun öldüğü haberinin gelmesi kalbimi zayıflattı ve beni yatağa düşürdü. Sürekli Allah'a yalvardım. Ama şimdi mutluyum. Keder ve korkular geride kaldı. Sen kazandın, ülkeni kurtardın... yeni bir devlet kurdun. Bu ulusun bir kadını olarak sana neler borçlu olduğumuzu ben de biliyorum.” Zübeyde Hanım, Atatürk’ün Annesi.
“Atatürk’ün ölümü sadece bir ülkenin kaybı değil aynı zamanda Avrupa’nın da büyük kaybıdır. O Türkiye’yi savaştan kurtardı ve savaştan sonra yeni Türk ulusunu tekrar canlandırdı. Her sınıftan halkın O’nun arkasından döktüğü içten gözyaşları, bu büyük kahraman ve modern Türkiye'nin Ata'sına değer bir görünümden başka bir şey değildir.”




Türk Milli takımı İstanbul’a döndüğünde havaalanından , Taksim Meydanı’na kadar insanlar sokaklarda coşkulu kutlamalar yaptı. Normalde yarım saat sürecek yolculuk neredeyse 4 saat coşkusu bitmeyen bir şenliğe dönüştü.
Sporun ortak faydalarından birisi de, insanları hangi sosyo-ekonomik konumda olursa olsun bir araya getirmesidir. Bu eser, uluslararası futbol platformunda, Türk Futbol Federasyonu, Türkiye ve Türk Halkı için en özel anlardan birisini anlatıyor.
Tabii ki ideal durum, bu tablonun Türk Gençlerinin imkansız diye birşey olmadığı inancından ilham almalarını sağlayabilecek halka açık bir mekanda yerini bulmasıdır.
Futbol hakkında biraz daha konuşalım… NPP’nin favori takımının Arsenal olduğu bilinen bir şey, Galatasaray’ın UEFA kupasında Arsenal’i yenerek kupayı alması da… Sonra bir de Türk Milli Takımı tarafından dünya kupası finallerinde kazanılmış üçüncülük kupası var. Ama biz hala kazanılan bu başarıların yeteri kadar desteklenmediği ve tanıtımının üzerine fazla düşülmediği konusunda ısrarlıyız.
Nüfusun çoğunun futbol fanatiği olduğu 70 milyon nüfuslu Türkiye gibi bir ülkede futboldan elde edilebilecek milli hasıla çok daha fazla olabilir -ki bu destek takımların da daha fazla motive olup daha büyük başarılar elde etmelerini sağlayacak bir unsurdur.
ABD’de değil ama Avrupa, Asya, Güney Amerika ve dünya ülkelerinin çoğunda futbola verilen önem çok açık. ABD’de futbola diğer sporlara olduğu kadar ilgi olmadığı halde milli takım gün be gün daha iyi ve güçlü hale geliyor.
NPP olarak hangi takımın taraftarı olduğumuz sorulduğunda tarafsızlığımızı hala koruyoruz ve aynı cevabı veriyoruz:
Galata-taş-bahce or Fener-taş-saray or Beşik-saray-bahce.......
Mart 2006 NPP'nin TÜGİAD Merkez ofisinde açtığı "YURTTA SULH, CİHANDA SULH - PEACE AT HOME, PEACE IN THE WORLD" isimli sergiden bir makale.
Şubat 2006 Londara Adam Street'te açılan ilk "YURTTA SULH, CİHANDA SULH - PEACE AT HOME, PEACE IN THE WORLD" sergisi ile ilgili Olay Gazetesi - Londra baskısında yayımlanan bir makale.
Hürriyet Gazetesi Adam Street'teki serginin haberinde Gökkuşağı Köprüsü, Atatürk, Churchill ve Atatürk ve Mevlevi'lerden bahsetmiş.
Kasım 2005, Atatürk'ün Gözleri tablosunun görseli The Marmara İstanbul ve The Marmara Pera otellerinin üzerinde.
Bodrum Divan Palmira Oteli 2005 yazı.
Şamdan Magazin: Ned, Rahmi Koç ve çocuklarla Deniz Temiz derneğinin tanıtımı ve Türkiye 'de denizlerin daha temiz olması için Bodrum'da duvar boyama aktiviteleri yapıyor.
Hello Magazin: Ned, Rahmi Koç ve çocuklarla Deniz Temiz derneğinin tanıtımı ve Türkiye 'de denizlerin daha temiz olması için Bodrum'da duvar boyama aktiviteleri yapıyor.
2005 Ned Cosmo'da.
2005; Ned, Gulsah Çeliker ve Ali Koc Sabiha Gökçen'in tablosuyla NTV'de.
Promoturk Dergisi NPP'nin gökkuşağı renklerini, 7 Renkli Dervish tablolarıyla birleştirerek tanıtıyor.
The Marmara Pera'da "Istanbul? Yeah! 2005" sergisi.
Kasım 2004, Projeye yapılan San Francisco eşcinsel imajı karşılaştırmasına Vatan Gazetesinin yorumu.
Sabah wrote about Ned coming to Istanbul to get married.
“Recently the rainbow has become a reasonable symbol for all kinds of associations, parties and companies in the world. The idea to paint the bridge is the idea of an inspired person. Since the bridge was built all we ever saw was a dark grey colour, so it must be better to paint it as a rainbow, which joins two continents. I really believe in Ned’s project since dreams are the basis for huge constructions. Ned Pamphilon, a British painter, asked me: ‘What would you say if I said I wanted to paint the underneath of the Bosphorus Bridge?’
“Ned Pamphilon, a foreigner belonging to Istanbul more than any of us….There is a voting procedure on his website and 30,000 people voted positively for the Rainbow Bridge.”
"Look at this guy! None of us are thinking like he does.
Kemal Dervish, Turkish Economy Minister with Ali Coskun and others on the front cover of Power Magazine.
Inside a double page spread featuring Ned wearing water goggles and red socks jumping inside a squash court with paintings produced at the Mayadrom Sports Centre atiler. Possibly not the most endearing shot of an artist seeking permission to paint a national bridge, ama bos ver.
Featuring Bosphorus Lovers in Red and NPP's No:1 artist wearing water goggles while mediating beneath Ataturk's Eyes as one does.
This is local Bambi Cafe menu brochure picturing customers Tayyip Erdogan (probably then Istanbul Mayor) and Ned Pamphilon on the same page.
TDN print the first mock-up image of the Rainbow Bridge concept. NPP put Sezai Turkes and Feyzi Akkaya, Einstein and Ataturk all on the same page.